Steve Vranakis dijital sektörde çalışmaya 1993 yılında başladı ve web'i popülerleştirmesiyle ünlü tarayıcı Mosaic'i bir disketten yüklediğini hatırlıyor. Bu süre içinde markaların rolünde muazzam değişimlere tanık oldu.

Günümüzde reklam sektörü hangi büyük zorluklarla karşı karşıya? Markaların yapması gereken, insanların hayatlarında oynadıkları rolün ne olduğunu anlamaktır. Çoğu zaman, sektör insanları tüketici olarak adlandırdı ve bu da bizi onlara belirli bir açıdan, yani birer parasal işlem olarak bakmaya zorladı. Ancak, işlem kısmını bir tarafa koyarsanız, bir marka şöyle düşünmeye başlayabilir: “Bunlar, kendimi göstermek istediğim insanlar, çünkü benim onlara olan ihtiyacım, onların bana olan ihtiyacından fazla. Onlara bol bol seçenek sunuluyor, başka şeyler yapma fırsatına sahipler. O halde, yaşamlarına değer katabileceğimi onlara nasıl kanıtlayabilirim?” En iyi markalar bunu zaten yapıyorlar; yardımcı bir yaklaşım izliyor ve değer katıyorlar.

Reklam ajanslarında çalıştığım yıllarda birçok büyük marka lansmanı yaptık. En başarılı olanlar her zaman, markanın mütevazi bir yaklaşım izlediği ve kartlarını masaya koyup, “Ben buradayım, yaptığım bu ve umarım bunu birlikte yapabiliriz,” dediği lansmanlar oldu, kapıyı kırıp bağırmaya başlayanlar değil.

Ben çocukken, televizyonda bir markanın reklamı yayınlandığında, televizyona reklam verdiği için o markanın büyük olasılıkla güvenilir olduğu düşünülen bir dönem vardı. Bir şirket sizin bilincinizde ve dünyanızda ister istemez yer ederdi. Ancak artık güç markada değil. “Ben büyük bir markayım ve sana ne düşüneceğini ben söylerim” tavrı yerini, “Aman Tanrım; sana ne söylediğimin hiç önemi yok, benim hakkımda sana söyleyecekleri olan yüz milyonlarca insan var, o nedenle doğru bir yol izlemeyi başarmalıyım, çünkü sen beni değil onları dinleyeceksin!” anlayışına bıraktı.

Artık, pahalı yapımlar gerektirmeyen, stüdyo gerektirmeyen, hiçbir şey gerektirmeyen platformlarımız var. Tüm işleri kendi odanızda hallederek bir kanal yayını yapabilir, video oyunları üzerine konuşabilir, insanlara nasıl makyaj yapılacağını öğretebilirsiniz. YouTube gibi platformlarda, çocukluk yıllarımın televizyonuna göre insanlar artık çok daha fazla konuda kitlelerle bağlantı kurabiliyor. Bunlar şatafatlı mankenler değil normal insanlar. Odalarını, evlerinin içini görebiliyoruz. Bu tür birçok şey görüyoruz ve onlarla çok daha özgün bir şekilde bağ kurmaya başlıyoruz.

YouTube'un bu tür mesajları verme hakkının kime ait olduğuna ilişkin tüm engelleri tamamen ortadan kaldırdığını, bunun herkesin hakkı olduğunu tüm insanlar görüyor. İlgilenen kitlelere ilginç gelecek doğru türde içeriğiniz varsa, büyük olasılıkla başarılı olursunuz. Ben işin bu yanını seviyorum.