Pazarlama dünyası, pek çok farklı bakış açısının bulunduğu büyük bir topluluktur. Mümkün olduğu kadar geniş bir çerçevede dinlemenin ve öğrenmenin önemli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu hafta, sektörün lider isimlerinin görüşlerini ve deneyimlerini paylaşmasına olanak tanıyan "Misafir Editörden Mektuplar" adlı yeni bir diziye başlıyoruz.

Mektuplar dizimizin ilk bölümünde sözü BBDO Avrupa'nın İnovasyon Yöneticisi Jonny Spindler'a bırakıyoruz. Cannes Lions'dan gelen Spindler, Festival gündemindeki konular hakkındaki düşüncelerini, online video ve Sanal Gerçekliğin getirdiği zorluklar ve fırsatlar hakkındaki kişisel görüşlerini bizlerle paylaşacak.

Cannes Lions'dan Kartpostal - Kişisel Görüşlerim

Cuma şoku – Cannes'a hafta başında geldim ve Birleşik Krallık'ın artık bu harika kıtanın bir parçası olmayacağı haberini aldıktan sonra birden 'evim' çok daha uzaktaymış gibi hissetmeye başladım. Oylama sonucunu, Britanya halkının içinde yaşadığımız global toplum fikrini reddettiği şeklinde yorumlamak mümkün. Ancak en azından Cannes'da yapılan pek çok iş ve görüşme, reklam topluluğunun her zamankinden daha katılımcı ve kapsayıcı olduğunu gösterdi. Bu nedenle mutlu olduğumu söyleyebilirim.

Glass Lion ödülleri, sosyal faydayı gözeten kampanyaları ödüllendirmek amacıyla geçtiğimiz yıl verilmeye başlandı. Ödülü, Hindistan'ın trans üyelerden oluşan ilk pop grubunu kuran, Brooke Bond Red Label Tea'ye ait 6 Pack Band kampanyası kazandı. Artık dünyada yapılan en iyi işlerin temelinde sosyal bir amaç olması cesaret verici. Bu projelerde çalışan marka, ajans ve reklam ekiplerinin mümkün olan her an bir şekilde topluma fayda sağlamaya çalıştığını görmek çok güzel.

Görünen o ki reklamcılık, insanları hemen harekete geçirerek bireyler, toplum ve bütün olarak dünya için iyi şeyler yapmaya teşvik eden harika hikayelerin tasarlandığı ikinci bir Altın Çağa giriyor.

1960'lar ve 80'ler arasında yaşanan 'Reklamcılığın Altın Çağı', markaları ve bunların ürünlerini satmak için duyguları kullanmaya odaklanmıştı. Ajanslar, ürünün veya belirli bir markanın 'duygusunu' tasvir eden güçlü hikayeler oluşturuyordu. Yıllar boyu yolunu kaybettikten sonra reklamcılık, insanları hemen harekete geçirerek bireyler, toplum ve bütün olarak dünya için iyi şeyler yapmaya teşvik eden harika hikayelerin tasarlandığı ikinci bir Altın Çağa giriyor olabilir. Bu, sektörde çalışmak isteyen genç nesillerin ilham alması gereken, daha amaç odaklı bir vizyon. Son yıllarda reklam sektöründe çalışmak eski günlerdeki kadar tatmin edici değildi, ancak ben bunun değişmeye başladığını hissediyorum ve gençlerin, bu sektörü yaratıcılık ve anlam taşıyan bir çalışma alanı olarak görmelerini umuyorum.

Creative Effectiveness Lions jürisi daha güçlü metriklere ve gerçek iş performansı bağlantılarına olan ihtiyacın altını çizdi.

Geçen yıl Cannes Lions'un amacının gerçekte ne olduğuyla ilgili bazı olumsuz düşünceler vardı ve şu soru sorulmuştu: 'Cannes Lions gerçek, etkili işleri mi ödüllendiriyor yoksa sadece reklam sektörü için bir moda gösterisinden mi ibaret?' Bu yıl jüri, bu eleştiriyi dikkate almış gibi görünüyor ve ödüller daha 'gerçek' işlere veriliyor. Ancak daha yapılması gereken çok şey var. Creative Effectiveness Lions jürisi, ajansların etkinliği belirlemek için kullandığı nispeten yumuşak kalan metrikler yerine daha güçlü metriklere ve gerçek iş performansı bağlantılarına olan ihtiyacın altını çizdi.

Girişim sermayesi temsilcilerinin ve yeni kurulan işletmelerin Cannes'daki etkinliğe katılması ve Lions Innovation'ın ikinci yılıyla birlikte veri ve teknoloji araştırmasında sınırları zorlaması, festivalin global konferans alanında teknoloji liderliği konusunda CES, Mobil Media Summit ve SXSW'ya ciddi bir rakip olmayı planladığını gösteriyor.

Üstelik İngiltere milli futbol takımı, Cannes'da bulunduğum sırada oynadığı maçlarda yine tam bir hayal kırıklığı olmaya devam ediyor. Buna bir kere daha, iki yıl önce ve yine bir Pazartesi günü tanık olmuştum!