Mobil kullanımın çok büyük bir bölümünü, uygulamalarla geçirilen zaman oluştursa da tüm uygulamaların %25'i sadece bir kez kullanıldıktan sonra silinir. Sadık bir biçimde kullanılanların sayısı oldukça azdır. Ajanslar ve markalar tüketicileri uygulamalarla yeniden etkileşimde bulunmaya teşvik etmek için ne yapabilir? Büyük fark oluşturan dört temel stratejiden söz edebiliriz.

Öncelikle uygulamanın ilgi çekici olması gerekir


Şimdilik yeniden etkileşimde bulunmayı boş verin. Tüketicilerin etkileşimde bulunmaları için uygulamaların öncelikle ikna edici düzeyde faydalı olmaları gerekir. İyi bir uygulama, bir markanın mobil web sitesi ve hatta masaüstü sitesinin en iyi özelliklerini yansıtır veya bundan fazlasını sunar. Aksi takdirde, uygulamayı kullanmak için ortada bir neden yoktur. Sonuçta tüketici, uygulama yerine gidip web sitesini de açabilir.

Mobile 5'ten Reklam Stratejisi Uzmanı Matt Goldhill'e göre iş odaklanmakta bitiyor. "Uygulamanızla başarmak istediğiniz şeye odaklanın ve ardından kendinizi o şeye tüm kalbinizle adayın. Günümüzde trend, bir uygulamanın tek bir şeyi çok ama çok iyi bir şekilde yapması şeklindedir. O şey, uygulamanın var oluş amacıdır. Uygulamanızın kullanımını olabildiğince kolay, ikna edici ve tatminkar bir hale getirin. Buna odaklandığınızda zaten her halükarda kullanıcıların ilgisini çekecektir."

Diğer bir deyişle, başarının uygulamanın var oluş amacı ile büyük ilgisi vardır. Fetch'ten Global Hesap Yöneticisi Dave Sandler da böyle düşünüyor ve "ortalıkta gereksiz bir sürü uygulamanın bulunduğundan" bahsediyor. "Mesela arabamı yılda bir kez servise götürürüm. Bana bir sonraki servis randevumu hatırlatacak bir uygulamaya ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum. Uygulamalarla ilgili esas olan, işlevsellik ve faydadır. Yani uygulamanın amacı, kullanıcının belirli bir işlemi hızlıca gerçekleştirmesini sağlamak olmalıdır. Dolayısıyla, uygulamanızın temel işlevlerinin ön planda olduğundan emin olun."

Push bildirimlerini zekice kullanın


İlk planda çok iyi bir uygulama oluşturmanın dışında, push bildirimleri zekice kullanılarak kullanıcıların geri gelmesi sağlanabilir. Etkisi en az olanlar, yani kullanıcılara uygulamayı açmalarını hatırlatan torba iletişim yöntemleri can sıkıcı olmaktan öteye geçemez. Dave'in bu konudaki görüşü şöyle: "Açıkça belirtmeliyim ki gelişigüzel gönderilen ve tamamen alakasız olan push bildirimleri, bende uygulamayı silme isteği uyandırıyor. İyi bir push stratejisi, kim olduğunuz, nerede olduğunuz ve ne yaptığınızla ilgili verilerin yanı sıra, uygulamanın sizin için o zamanki alaka düzeyini hesaba katar."

Çok spesifik bir hatırlatma veya teşvik içeren push bildirimleri en iyi sonuçları almanızı sağlar. Bunun için, markaların ve ajansların uygulama içi etkinlikleri izlemeleri, segmentler oluşturmaları ve bu doğrultuda hedefleme yapmaları gerekir. Matt ise durumu şöyle açıklıyor: "Piyasada, markaların analizlerini push bildirimleri ile birleştirmelerine olanak tanıyan gerçekten harika teknolojiler var. Segmentleri istediğiniz kadar dar ya da geniş tutabilirsiniz. Gerçekten akıllı push bildirimleri hazırlamak için masaüstü deneyiminden öğrendiğimiz her şeyi işin içine katarak son derece etkili bir CRM stratejisi oluşturabilirsiniz."

Reklam verirken Rich Media, Arama Ağı ve Görüntülü Reklam Ağı'ndan yararlanın


Reklamcılığın odaklandığı tek şey indirmeler olmamalıdır. Reklamcılık, yeniden etkileşim konusunda da büyük bir role sahiptir. Ancak, en iyi etkiyi meydana getirmek için medyadaki URL, uygulamaya derin bağlantı içermelidir. İdeal olan, URL'nin kullanıcıları doğrudan en heyecan verici ya da alakalı sayfaya yönlendirmesidir.

Push bildirimlerinde olduğu gibi, mesajın kitleye uygun hale getirilmesi en önemli husustur ve bunu yapmak gitgide kolaylaşmaktadır. Google Uzman Ajans Sorumlusu Max Macintosh ise şunları ifade ediyor: "Teknolojideki evrimin en güzel yanlarından biri, yeniden pazarlamayı artık Arama Ağı, Görüntülü Reklam Ağı, uygulama içi, mobil web ve video gibi farklı platformların tamamında kullanabiliyor olmanız. Bazı yeni teknoloji sağlayıcıları sayesinde cihazlar arası yeniden pazarlama ve izleme gerçekleştirebiliyorsunuz. Dolayısıyla, aslında gerçek bir satış veya uygulama içi işlemi ilişkilendirmiş oluyorsunuz."

Hâlihazırda bir uygulamaya sahip olan ve olmayan kullanıcıları hedeflemek ya da bir kullanıcı reklam içeriği ile etkileşimde bulunduğunda farklı mesajlar sunmak mümkün. Max, "bunun sağladığı birçok verimlilik olduğunu" belirtiyor ve ekliyor: "Eskiden, kullanıcılar sürekli zaten sahip oldukları bir uygulamanın reklamlarını görüyorlardı. Yeni çıkan birçok teknoloji, artık Arama Ağı ve Görüntülü Reklam Ağı'nda kullanıcıların tıklayıp uygulama tedarikçisine ödeme yapmak yerine sadece tıklayıp uygulamayı açmalarına olanak tanıyor. Dolayısıyla, yalnızca kullanıcının uygulamaya sahip olup olmadığı değil, aynı zamanda işletim sistemlerinin iOS mu Android mi olduğu da biliniyor ve doğru uygulama mağazasına yönlendirilmeleri sağlanıyor."

Ölçün, test edin, yineleyin ve tekrar başlamaya hazır olun


IAB COO'su Jon Mew, "kullanıcıları mobil ortam ve uygulamalar konusunda düşünmeleri gerekenlere ikna etmek için uzun zaman harcandığına" dikkat çekiyor ve ekliyor: "Markaların, insanların uygulamalarını nerede ve nasıl kullandıklarını anlamak için pazar bilgilerinden yararlanarak bağlam hakkında daha fazla düşünmeye başlamalarının gerektiği bir noktaya geldik. Diğer kanalların tümünde olduğu gibi sürekli olarak test ve iyileştirme uygulamanız gerekiyor.”

Uygulamalar, veri noktaları toplamak için inanılmaz bir fırsat sunuyor, ancak bu fırsatı yakalayabilmek üzere müşteri etkinliği ve üçüncü taraf izleyici etiketlerinin yerli yerinde olması şart. Daha sonra yapılması gereken en önemli şey ise marka ve kitlesi için doğru temel performans göstergelerini bulmak. Matt, "bekleme süresinin bazı markaların işine gelebileceğinden" söz ederken şu örneği de veriyor: "Ancak, bu durum Uber gibi bir uygulama için geçerli değil, çünkü uygulamanın amacına aykırı."

Son aşama ise teklifi ayarlamak ve hatta revize etmek için bilgilerden yararlanmak. Matt, "uygulamalar söz konusu olduğunda şeytan ayrıntıda gizlidir" diyor ve ekliyor: "Küçük şeyler başarı oranında büyük fark meydana getirir. Öyleyse dönüp uygulamanıza bir bakın. Düzgün çalışıyor mu? Sadece bunu yapmak bile uygulamanızla etkileşimde bulunmaya devam eden bir kullanıcı için büyük fark oluşturabilir."