Hikaye

Ballantine's, kişisel dışavurumun gücüne inanıyor. Şirket, Workclub'la birlikte, tişörtü dijital çağa taşımaya karar verdi. Katılımcılar, tişörtlerini sosyal ağlarına bağlayarak iTunes üzerinden müzik çalabilmekte, küçük bir entegre dijital kamera ile resim çekebilmektedir. Bütün bunlar, bir mobil uygulama tarafından denetlenen yerleşik bir işletim sistemi olan tshirtOS'un İnternet'e bağlanması sayesinde mümkün oluyor. tshirtOS'un tanıtım kampanyasında, ürünü Londra, Mexico City ve São Paulo'da test eden katılımcılara ait bir dizi video kullanılmıştır.

Dünyanın ilk giyilebilir, paylaşılabilir, dijital tişörtü.

Tişörtünüz, kim olduğunuzla ilgili pek çok ipucu barındırır. Work Club'da kreatif ve inovasyon ortağı olarak çalışan Andy Sandoz, fikirlerini şöyle ifade ediyor: "Tişört, durum güncellemesi henüz icat edilmemişken bile, aslında bir durum güncellemesiydi. Bu sezon, tişört üzerinde dijital kuşağa uygun bir donanım güncellemesi yaptık. Kendinizi ifade etmek, bir izlenim bırakmak için yeni bir yöntem. Ballantine's markasının temsil ettiği kavramlardan biri de bu." O zaman, bulabildiğimiz en büyük LED ekranı alıp ona küçük bir beyin eklesek ve sonra da bunu iPhone'la eşlesek, nasıl olur sizce? Neden ruh halinize ve duruma bağlı olarak sürekli ve farklı şekillerde kendinizi ifade etmenize imkan veren bir tişört yapmayalım ki?

Sonuçlar

Bu, eski bir kategoride yenilik üretmek için aktif şekilde teknolojiden yararlanan, marka odaklı bir Kickstarter projesi. Önde gelen teknoloji bloglarının tamamı bu projeye yer verirken, sosyal kanallara baktığımızda ise insanların bunlardan bir tanesine sahip olma konusunda son derece hevesli olduğunu görüyoruz. Bu tişörtler, şu anda dünyanın her yerindeki tanıtımlarda "Nesnelerin interneti" kavramını ve onun getirdiklerini sergilemek amacıyla yoğun biçimde kullanılıyor.

None