Gizliliğin bir numaralı öncelik olduğu bir dünyada web'in herkesin işine yaramasını sağlamak

Matt Brittin Kasım 2019 Dijital Dönüşüm

Günümüzde dünyanın yarısının online olmasıyla birlikte, kullanıcı güveni hiç olmadığı kadar büyük bir önem kazandı. Google'da EMEA Business & Operations President olarak görev yapan Matt Brittin, gizliliğin bir numaralı öncelik olduğu web ortamının işletmeler ve reklamcılık için sunduğu fırsatları ve zorlukları ele alıyor.

Mart 1989'da, Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi veya yaygın olarak bilinen adıyla CERN'de görev yapan Tim Berners-Lee, "Bilgi Yönetimi: Bir Teklif" başlıklı bir belge sundu. Adıyla pek ilham vermeyen bu belge, bilgilerin online olarak birbirine bağlanmasını sağlayan yaklaşımda radikal bir değişiklik yapılmasını öneriyordu. Ancak bu belgeyle Tim Berners-Lee aslında World Wide Web'i keşfetmişti.

O günden otuz yıl sonra, internet olmadan nasıl yaşandığını hayal bile etmek çok zor. Hatta web tarihinin en önemli anlarından birini yaşadığımızı söyleyebiliriz. Bond Internet Trends'e göre, dünyada yaşayan yedi milyar insanın %50'si artık online.

Gizlilik ve kişiselleştirme birbiriyle çatışmak zorunda değil

Online kullanıcı sayısının bu denli artmasıyla birlikte, internetin yararlı olmasının yanı sıra kullanıcıların güvenliğini sağlaması da her zamankinden daha çok önem kazandı. Özgür, açık, kaliteli içerik ve hizmetler bakımından zengin bir web ortamına sahip olduğumuz için şanslıyız ve bunu büyük ölçüde online reklamcılığa borçluyuz. Hepimiz her gün sayısız defa internete giriyoruz ve bu çarkın dönmesini sağlayan karmaşık alıp verme ilişkisini kolayca unutabiliyoruz: Kullanıcılar gizlilik bekliyor, reklamverenler etkinlik arıyor, yayıncılarsa para kazanmak istiyor.

making-web-work-gif-tr

Dünyanın her yerindeki milyarlarca kullanıcıya yarar sağlayan açık web ortamının ve ekosistemin sürdürülmesinin kalbinde, gizlilikle kişiselleştirme arasındaki bu denge yatıyor. Yeni nesil internet kullanıcıları için yararlı, güvenli ve emniyetli bir web ortamı yaratmak üzere birlikte çalışma görevi de, sektör olarak bizim üzerimize düşüyor.

Kullanıcıların şeffaflık, seçenek ve kontrol olanağı bulduğu, reklamcıların doğru zamanda doğru yerde kitlelerle iletişim kurabildiği, yayıncıların kullanıcılarda tekrar ziyaret etme isteği uyandıran kaliteli içeriklere finansman sağlayabildiği, kısacası herkesin işine yarayan bir web ortamı yaratma konusunda kullanıcılar, reklamverenler ve yayıncılar olarak hepimiz bir rol üstleniyoruz. Bu yüzden kullanıcılar için önemli olanlar, hepimiz için önemli.

Kullanıcılar için önemli olanlar, hepimiz için önemli

Online ekosistemi temiz tutmak için yanlış bilgilerle ilgili politikamızı sıkılaştırdık ve geçtiğimiz yıl 700 binden fazla yayıncı ve uygulama geliştiricisinin reklam ağlarımıza erişimini engelledik. 2,3 milyardan fazla reklamı ve yaklaşık bir milyon hesabı kaldırdık.

Ayrıca e-posta, fotoğraf veya dosya gibi kullanıcılara ait kişisel ve gizli bilgilerin kilitli bir ortamda tutulduğundan ve herhangi birinin paylaşılması durumunda denetimi kullanıcıya sunduğumuzdan emin oluyoruz.

Münih'te faaliyet gösteren Google Güvenlik ve Mühendislik Merkezi'miz, internette kullanıcıların güvenliğini sağlayan yeni araçlar ve özellikler geliştirme görevini yürütüyor. Örneğin ürünlerimizde yer alan gizlilik ayarlarını kullanıcıların daha kolay bulabilmesini sağlamak için çalışıyorlar.

Daha az kişisel veriyle sonuç sağlayan reklam oluşturma deneyleri

Tüm reklamverenler, doğru zamanda doğru kullanıcılara doğru mesajı iletebilmeyi amaçlıyor ve bu amaçtan yakın zamanda vazgeçecekmiş gibi görünmüyorlar. Bu nedenle, reklamverenlerin o önemli anlarda kullanıcıların yanında olmasını sağlayan yeni yaklaşımlar bulurken bir yandan da kullanıcı gizliliğini korumak zorundayız. İşte tam bu noktada makine öğreniminden yararlanabileceğimizi keşfettik.

Kişiselleştirme ile gizlilik birbiriyle çatışmak zorunda değil

Şu örneği ele alalım: Dijital reklam ajansımız Essence, Google Media Lab ile birlikte yürüttüğü projede kullanıcılara ait hiçbir veriyi kullanmadan kitlelerin kişiselleştirmiş bulabileceği son derece bağlama dayalı reklamlar oluşturmanın bir yolunu buldu.

Bu denemenin amacı doğrultusunda, Guardian'ın zengin yemek tarifi koleksiyonu kullanıldı ve makine öğrenimi modeline, her yemeğin karmaşık nüanslarını anlama görevi verildi. Örneğin, modelden bir yemeğin şekerli mi (tatlı) yoksa tuzlu mu (akşam yemeği) olduğunu anlaması istendi. Bu ayrımı yapmak sanılanın aksine oldukça zordu.

Bu yöntem her kullanıcının okurken sahip olduğu kesin bağlam hakkında daha fazla bilgi edinmeye, böylece o anla alakalı reklamlar oluşturup yayınlamaya imkan verdi. Örneğin, hızlı bir kahvaltı hazırlamak isteyen kullanıcılara yeni bir meyveli içecek markası önermek gibi. Bunun yanı sıra özellikle karmaşık ve zaman alan bir yemek tarifine göz atan hevesli şeflere, esprili bir şekilde bunun yerine Google Home'dan yemek sipariş etme önerisi sunmak gibi. Bu örneklere başkalarını da ekleyebiliriz.

Bu model, ekibin bir dinamik reklam biriminden yararlanarak her kullanıcıya son derece alakalı mesajlar sunmasına olanak tanırken kullanıcı gizliliğinin de korunmasını sağladı. Böylece reklamverenler erişim ve alaka düzeyi amaçlarına ulaşırken yayıncılar da ticari hedeflerini karşılamaya devam edebiliyorlar.

Önümüzdeki 30 yılın getirecekleri

Web dünyasının önümüzdeki 30 yıl içinde neler getireceğini düşündüğümüzde şimdiden netleşen bir nokta var: Sektör olarak, kullanıcıların gizlilik ve güvenlik ihtiyacını karşılayan ve bu gereksinime saygı gösteren teknolojiler geliştirmek için daha fazlasını yapmak zorundayız.

Gelecekteki milyarlarca internet kullanıcısına tıpkı şu an bizim de yaptığımız gibi, özgür ve açık bir web ortamından yararlanma olanağını borçluyuz.

Google olarak bu alanda kendi sorumluluklarımızın bilincindeyiz ancak tüm sektörün birlikte çalışarak bir çözüm bulması da gerekiyor. Kendi içimizde yaptığımız denemeler, kişiselleştirme ve gizliliğin birbiriyle çatışmak zorunda olmadığını gösteriyor. Diğer bir deyişle, hem yayıncıların hem de reklamverenlerin hedeflerinin birlikte karşılanmasını sağlayacak bir yol var.

Ne de olsa, gelecekteki milyarlarca internet kullanıcısına tıpkı şu an bizim de yaptığımız gibi, özgür ve açık bir web ortamından yararlanma olanağını borçluyuz.

Artık dijital dönüşüm hakkında konuşmaktan vazgeçsek nasıl olur?